11 Eylül 2009

gece

düşüncelerim beni boğar
geceye sessizliğim içimdeki
çığlıkların sebebi

ufuk yok, görmek yok
göğsümden kopardığım ipleri
üzrinde kanıt bırakmadan
boğmak var (-dı)

ahh yine o sendrom
tiryaki olduğun gölgelerin
bendeki yaşam kalıntıları
yine yakıyor kalbimi, tenimi..

7 Eylül 2009

anı inkarı mı


önemli olan yazdıklarının arkasında durabilmek yani onun üstüne çıkmak, daha iyilerini yapmak....böyle demişti küçük park' taki türkü cafenin sahibi..ve devam etmişti asıl iş şimdi başlıyor diye 1. kitabını çıkarmış 2.si için hazırlıklarını sürdürüyor ve kendinden emin " bunlar ilkine oranla kat kat daha iyi"... adam resmen ilkine burun kıvırıyor...ama bence bu doğru bi yaklaşım değil. çünkü o yazdıklarında sevinçleri, hüzünleri var...bunları inkar etmek gibi geliyor bana ( onları unutmak istiyor sanırım)..
hüzünden de ziyade acıların çokluğuydu sanırım bu

acaba ne

güneş kadar parlak net bir şeyler var, gözlerimin kamaşmasıyla göremediğim...

yenilenme hissi

mat saçlarından ayırdım hayatın düş kırıklıklarını

parantez engeli

Dolu bardak boşaldı, geriye belki de yazılacak bi şey kalmadı
fakat ben bardaktakilerin nereye ve ne şekilde boşaldığıyla ilgilenmek istedim..
[bunu istedim 1. bana malzeme çıksın :) 2. ben bi şeyler çıkardığım için bian sevineyim 3. ise belki kendime yol göstermiş olurum( hoş sözümü dinleyemiyorum ama yine de gevezelik yapmak istedim bunu gerçekten istedim mi sanırım hayır öyle bi istek uyanmadı, yanlış zamanı seçme hatta zamanı ıskalama konusunda iyiyimdir! dur bi de göz kırpayım utanmadan ;) buyur ) ]

(konuştuklarım gibi yazımlarımda parantezler, parantezlerrr halinde gidiyor belki de yaşamım bu şekilde sürüyor ve bu parantezlerde onun gölgesini taşıyor...ve bu yüzdendir ki yazımımı burada keseceğim bardaktaki güzelliklerin kaybolmasına fırsat yaratmadan vaktinde içebileyim)